81 – 90. Bâblar
Cevşen-i Kebir’in 9. onlusu. Arapça metni ve Türkçe mealiyle okuyun, tilâveti dinleyin.
يَا مَنْ اَنْعَمَ بِحَوْلِه۪
Ey lütf u ihsanlarıyla kullarını nimetlendiren!
يَا مَنْ اَكْرَمَ بِطَوْلِه۪
Ey cömertçe ikramlarda bulunan!
يَا مَنْ عَادَ بِلُطْفِه۪
Ey sınırsız lütuflarıyla her zaman keremini gösteren!
يَا مَنْ تَعَزَّزَ بِقُدْرَتِه۪
Ey sonsuz kudretiyle sonsuz izzetin sahibi olan!
يَا مَنْ قَدَّرَ بِحِكْمَتِه۪
Ey her şeyi yerli yerinde, bir hikmet ile takdir buyuran!
يَا مَنْ حَكَمَ بِتَدْب۪يرِه۪
Ey bütün kâinatı hikmet ile tedbir ve terbiye eden ve hükümlerini hikmet ile icra buyuran!
يَا مَنْ دَبَّرَ بِعِلْمِه۪
Ey tedbir ve terbiyesi sonsuz bir ilme dayanan!
يَا مَنْ تَجَاوَزَ بِحِلْمِه۪
Ey kullarını cezalandırmayıp hilmiyle affeden!
يَا مَنْ دَنَا ف۪ي عُلُوِّه۪
Ey yüceliğiyle beraber her nesne ve her kimseye kendisinden daha yakın olan!
يَا مَنْ عَلاٰ ف۪ي دُنُوِّه۪
Ey yakınlığıyla beraber kadri yüce, şanı yüksek ve müteâl bulunan!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٨١)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا مَنْ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُ
Ey dilediğini dilediği gibi yaratan!
يَا مَنْ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ
Ey bir şeyi nasıl isterse, hikmetine uygun, öyle yapan!
يَا مَنْ يَهْد۪ى مَنْ يَشَٓاءُ
Ey dilediği kullarını dosdoğru yola ileten!
يَا مَنْ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ
Ey ısrar edenleri dalâletleriyle baş başa bırakan!
يَا مَنْ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ
Ey dilediği kullarını affedip yarlığayan!
يَا مَنْ يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ
Ey müstahak olanlara azabıyla muamele eden!
يَا مَنْ يَتُوبُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ
Ey nedametle kapısına gelen kullarının tevbelerini kabul eden!
يَا مَنْ يُصَوِّرُ فِي الْاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَٓاءُ
Ey anne rahmindeki yavrulara dilediği gibi suret veren!
يَا مَنْ يَز۪يدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَٓاءُ
Ey dilediği mahlûkatını fazladan nimetlerle donatan!
يَا مَنْ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ
Ey bazı kullarını seçip hususi rahmetine mazhar kılan!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٨٢)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا مَنْ لَمْ يَتَّخِذْ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا
Ey vasıfları yüce olan; yarattıklarına benzemekten, eş ve evlat edinmek gibi hususlardan berî olan!
يَا مَنْ لَا يُشْرِكُ ف۪ي حُكْمِه۪ٓ اَحَدًا
Ey hâkimiyetinde hiçbir şeyi Kendisine ortak kabul etmeyen!
يَا مَنْ جَعَلَ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا
Ey her şey için bir ölçü ve her iş için bir vade takdir eden!
يَا مَنْ لَمْ يَزَلْ رَح۪يمًا
Ey Kendisi gibi rahmeti de ezelî olan!
يَا جَاعِلَ الْمَلٰٓئِكَةِ رُسُلاً
Ey melekleri elçi olarak tayin buyuran!
يَا مَنْ جَعَلَ فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجًا
Ey semada burçlar ve yıldız kümeleri yaratan!
يَا مَنْ جَعَلَ الْاَرْضَ قَرَارًا
Ey arzı yerleşime elverişli kılan!
يَا مَنْ جَعَلَ مِنَ الْمَٓاءِ بَشَرًا
Ey insanı bir damla sudan var eden!
يَا مَنْ اَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا
Ey her şeyi tek tek kaydedip muhafaza eden!
يَا مَنْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا
Ey her şeyi ilim, kudret ve ilâhî ahkâmı ile ihata eden!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٨٣)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
وَاَسْأَلُكَ بِاَسْمَٓائِكَ
Allahım! Senden şu birbirinden güzel isimlerinin hakkı için diliyor ve dileniyorum:
يَا فَرْدُ
Ey Zâtında ve sıfatlarında şerîkten, eşi ve benzeri olmaktan münezzeh olan yegâne Zât, Ferd!
يَا وِتْرُ
Ey bir ve tek olan, misli ve niddi bulunmayan Vitr!
يَٓا اَحَدُ
Ey ikincisi olmayan tek, Ehad!
يَا صَمَدُ
Ey herkesin muhtaç olduğu müstağni, Samed!
يَٓا اَمْجَدُ
Ey mutlak fazl ve şeref sahibi Emced!
يَٓا اَعَزُّ
Ey eşi, benzeri olmayan yegâne galip ve Eazz!
يَٓا اَجَلُّ
Ey nefislerde ürperti ve haşyet hâsıl eden Ecell!
يَٓا اَحَقُّ
Ey varlığı kendinden ve değişmeyen bir Zât olan Ehakk!
يَٓا اَبَرُّ
Ey durumuna göre herkese iyilikte bulunan Eberr!
يَٓا اَبَدُ
Ey varlığının sonu olmayan Ebed!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٨٤)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا مَعْرُوفَ مَنْ عَرَفَهُ
Ey ehl-i irfan olan âriflerin çok iyi bilip tanıdığı Mârûf!
يَا مَعْبُودَ مَنْ عَبَدَهُ
Ey kullarının en büyük payeyi Kendisine ibadet ü taatte buldukları biricik Mâbud!
يَا مَشْكُورَ مَنْ شَكَرَهُ
Ey şükredenlerin şükürleri sadece Kendisine raci olan Meşkûr!
يَا مَذْكُورَ مَنْ ذَكَرَهُ
Ey bütün varlık Yüce Zâtını zikreden ve zikri ruhlara itminan veren gönüller sultanı Mezkûr!
يَا مَحْمُودَ مَنْ حَمِدَهُ
Ey herkesin hamd ü senasının biricik mercii Mahmûd!
يَا مَوْجُودَ مَنْ طَلَبَهُ
Ey yalnız Kendisini talep eden hak yolcularının kalblerine varlığını her zaman duyuran Mevcûd!
يَا مَوْصُوفَ مَنْ وَحَّدَهُ
Ey Kendisinin biricik tasarruf sahibi olduğunu kavlî, fiilî ve hâlî ikrarlarıyla dile getiren ehl-i tevhidin, vasıflarıyla pek iyi bilip tanıdığı Mevsûf!
يَا مَحْبُوبَ مَنْ اَحَبَّهُ
Ey bütün benlikleriyle Kendisine yönelip başka arzulardan sıyrılabilmiş muhabbet erlerinin kalblerindeki yegâne Mahbûb!
يَا مَرْغُوبَ مَنْ اَرَادَهُ
Ey iradelerini Hakk’ın muradına bağlamayı başarabilmiş bahtiyar kulların tek istekleri olan Merğûb!
يَا مَقْصُودَ مَنْ اَنَابَ اِلَيْهِ
Ey kendilerini Rabbilerine teslim etmiş yüce kâmetlerin iştiyak ve hırsla Yüce Zâtına teveccüh ettikleri biricik Maksûd!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٨٥)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا مَنْ لَا مُلْكَ اِلَّا مُلْكُهُ
Ey varlık bütünüyle Kendine ait olan, mülkünden başka bir mülk bulunmayan!
يَا مَنْ لَا يُحْصِي الْعِبَادُ ثَنَٓائَهُ
Ey kulları, Yüce Zâtını hakkıyla sena etmekten âciz olup güç yetiremeyen!
يَا مَنْ لَا تَصِفُ الْخَلَٓائِقُ جَلَالَهُ
Ey mahlûkatının takati, celâl ve azametini vasfetmeye yetmeyen!
يَا مَنْ لَا يُدْرِكُ الْاَبْصَارُ كَمَالَهُ
Ey gözler, güzellik ve kemâlini idrake muktedir olamayan!
يَا مَنْ لَا يَبْلُغُ الْاَفْهَامُ صِفَاتِهِ
Ey akıl ve anlayışlar, ulvi sıfatlarına ulaşamayan, onları hakkıyla tarif edemeyen!
يَا مَنْ لَا يَنَالُ الْاَفْكَارُ كِبْرِيَٓائَهُ
Ey fikirler, nihayetsiz kibriyâ ve büyüklüğünü bihakkın kavrayamayan!
يَا مَنْ لَا يُحْسِنُ اْلاِنْسَانُ نُعُوتَهُ
Ey insanlar, birbirinden güzel isim ve sıfatlarının güzelliğini tastamam idrak ve tarif edemeyen!
يَا مَنْ لَا يَرُدُّ الْعِبَادُ قَضَٓائَهُ
Ey hiçbir güç ve kuvvet, hükmünü geri çeviremeyen ve değiştiremeyen!
يَا مَنْ ظَهَرَ ف۪ي كُلِّ شَيْءٍ اٰيَاتُهُ
Ey her bir şeyde varlık ve birliğinin apaçık delilleri görünen!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٨٦)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا حَب۪يبَ الْبَكَّٓائ۪ينَ
Ey mehâfet ve mehâbetinden dolayı gözyaşı döken kullarını çok seven ve onlarca çok sevilen!
يَا سَنَدَ الْمُتَوَكِّل۪ينَ
Ey her şeyi sonsuz kudretine havale eden mütevekkil kullarının biricik dayanağı olan!
يَا هَادِيَ الْمُضِلّ۪ينَ
Ey dalâlet içerisinde ve idlâl yolunda olan kullarını dilerse hidayete erdiren!
يَا وَلِيَّ الْمُؤْمِن۪ينَ
Ey gönülden inanan kullarının yüce dostu olan!
يَٓا اَن۪يسَ الذَّاكِر۪ينَ
Ey Kendisini bütün esmâ-i hüsnâsıyla, bütün sıfât-ı kudsiyesiyle yâd eden zâkirlerin enîsi olan ve onların ruhlarına üns esintileri salan!
يَٓا اَقْدَرَ الْقَادِر۪ينَ
Ey sonsuz güç ve kudreti, hiçbir güç ve kudretle mukayese edilemeyen!
يَٓا اَبْصَرَ النَّاظِر۪ينَ
Ey görmesi bütün görmelerin üstünde olan ve her şeyi Yüce Zâtına mahsus bir basarla gören!
يَٓا اَعْلَمَ الْعَالِم۪ينَ
Ey olmuş-olacak, cüz’î-küllî her şeyi sadece Kendisi bilen!
يَا مَفْزَعَ الْمَلْهُوف۪ينَ
Ey mahzun ve mükedder kullarının yegâne melce ve sığınağı olan!
يَٓا اَنْصَرَ النَّاصِر۪ينَ
Ey nusret ve yardımı başka hiçbir yardıma ihtiyaç bırakmayacak kadar büyük olan!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٨٧)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
وَاَسْأَلُكَ بِاَسْمَٓائِكَ
Allahım! Şu güzellerden güzel isimlerin hatırı için Senden diliyor ve dileniyorum:
يَا مُكْرِمُ
Ey sonsuz hazinelerindeki nimetleri bol bol ikram eden Mükrim!
يَا مُعَظِّمُ
Ey ululuk ve azametini isim, sıfat ve fiilleriyle gösteren Muazzım!
يَا مُنَعِّمُ
Ey her bir varlığa ihtiyacı olan nimeti, ihtiyacı olan vakitte yetiştiren Müna’im!
يَا مُعْط۪ي
Ey hikmeti muktezasınca, dilediğine dilediğini veren Mu’tî!
يَا مُغْن۪ي
Ey zenginlik bahşeden ve gönülleri zengin kılan Muğnî!
يَا مُحْي۪ي
Ey maddî, mânevî hayat lütfeden; can verip varlık sahasına çıkaran ve öldükten sonra tekrar dirilten Muhyî!
يَا مُبْدِىُٔ
Ey her şeyi ilk yaratan Mübdi’!
يَا مُرْض۪ي
Ey kullarını razı ve hoşnut eden Murdî!
يَا مُنْج۪ي
Ey kullarını her türlü belâ ve musibetlerden kurtarıp sahil-i selâmete çıkaran Müncî!
يَا مُحْسِنُ
Ey her icraatını en güzel, en mükemmel şekilde gerçekleştiren ve kullarına sayısız ihsanlarda bulunan Muhsin!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٨٨)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا كَافِيَ كُلِّ شَيْءٍ
Ey her şeye yeten!
يَا قَٓائِمًا عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
Ey her şeyin üzerinde kâim olan!
يَا مَنْ لَا يُشْبِهُهُ شَيْءٌ
Ey hiçbir şey Kendisine benzemeyen!
يَا مَنْ لَا يَز۪يدُ ف۪ي مُلْكِهِ شَيْءٌ
Ey hiçbir şey mülkünü artırmayan!
يَا مَنْ لَا يَنْقُصُ مِنْ خَزَٓائِنِه۪ شَيْءٌ
Ey hiçbir şey hazinelerinden bir şey eksiltmeyen!
يَا مَنْ لَا يَخْفٰى عَلَيْهِ شَيْءٌ
Ey hiçbir şey Kendisine gizli kalmayan!
يَا مَنْ لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌ
Ey hiçbir şey Yüce Zâtının misli ve benzeri olmayan!
يَا مَنْ بِيَدِه۪ مَقَال۪يدُ كُلِّ شَيْءٍ
Ey her şeyin anahtarları yed-i kudretinde bulunan!
يَا مَنْ وَسِعَتْ رَحْمَتُهُ كُلَّ شَيْءٍ
Ey rahmeti bütün her şeyi kuşatan!
يَا مَنْ يَبْقٰى وَيَفْنٰى كُلُّ شَيْءٍ
Ey her şey fena bulup gittikten sonra Kendisi Bâkî kalan!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٨٩)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا مَنْ لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا هُوَ
Ey gaybı yalnız Yüce Zâtı bilen!
يَا مَنْ لَا يَصْرِفُ السُّٓوءَ اِلَّا هُوَ
Ey bütün kötülükleri sadece Kendisi uzaklaştırabilen!
يَا مَنْ لَا يُدَبِّرُ الْاَمْرَ اِلَّا هُوَ
Ey her işi sevk u idareye sadece Kendisinin gücü yeten!
يَا مَنْ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلَّا هُوَ
Ey günahları yalnız Kendisi bağışlayabilen!
يَا مَنْ لَا يُقَلِّبُ الْقُلُوبَ اِلَّا هُوَ
Ey kalbleri yalnız Kendisi evirip çeviren!
يَا مَنْ لَا يَخْلُقُ الْخَلْقَ اِلَّا هُوَ
Ey yaratma fiili sadece Kendisine mahsus olan!
يَا مَنْ لَا يُتِمُّ النِّعْمَةَ اِلَّا هُوَ
Ey nimetleri yalnız Kendisi ihsan eden ve tamama erdiren!
يَا مَنْ لَا يُنَزِّلُ الْغَيْثَ اِلَّا هُوَ
Ey semadan yağmuru sadece Kendisi indiren!
يَا مَنْ لَا يُحْيِي الْمَوْتٰى اِلَّا هُوَ
Ey ölüleri diriltmeye bir tek Kendisi muktedir olan!
يَا مَنْ لَا يُغْن۪ي عَلَى التَّحْق۪يقِ اِلَّا هُوَ
Ey hakikatte insanları sadece Yüce Zâtı iğna edip zenginleştiren!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ (٩٠)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.