İçeriğe geç

Fakat bilhassa günümüzde olduğu gibi savaş malzemesi değil de ticaret veya kâr getiren daha başka gayeler için besimi yapılan atların durumunu farklı değerlendirmek gerekecektir. Nitekim Zeyd İbn Sabit’in (radıyallâhu anh) rivayet ettiği, فِي كُلِّ فَرَسٍ سَائِمَةٍ دِينَارٌ “Sâime (dışarıda serbest dolaşan) her at için bir dinar zekât vermek gerekir.”288 hadisine dayanarak İmam Ebû Hanife gibi müçtehitler de, bu tür atlarda zekâtın gerekli olduğunu ifade etmektedirler. Buna göre sâime atlar ister erkek isterse dişi olsun onların zekâtını vermek gerekir. Sahibi, yukarıdaki hadiste de ifade edildiği gibi isterse at başına bir dinar(ın bugünkü karşılığını) verebilir veya dilerse onları ticarî emtia olarak değerlendirerek 1/40 zekât verir. Fakat ticarî maksatla elde tutulan atlar, doğrudan doğruya ticarî emtia sınıfına dâhil olacağından, sahibinin böyle bir muhayyerlik hakkı kalmayacak ve onların zekâtını 1/40 olarak verecektir.

Katır ve eşekler ise zekâttan muaftır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), katırların zekâtıyla ilgili kendisine sorulan bir soru üzerine, مَا أُنْزِلَ عَلَيَّ فِيهَا شَيْءٌ إِلَّا هَذِهِ الآيَةُ الجَامِعَةُ الفَاذَّةُ: فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ“Bana bunlar hakkında bir şey nâzil olmadı. Ancak şu câmi âyet onu da kapsar: ‘Zerre kadar hayır işleyen de, zerre miktar şerre bulaşan da onu görecek.’289290 buyurmuştur. Ancak bunlar, ticarî emtia olduklarında yine 1/40 zekâta tâbi olacaklardır.

198