Bu konuda sair mezheplerin farklı mütalâaları olsa da, Hanefi mezhebi nisap miktarına ulaşan zinet eşyalarından zekât verilmesi gerektiğini söyler. Şöyle ki 20 miskal (günümüz ölçüleri içinde 85 gram) ve daha fazla altını olan bir kadın, onun zekâtını vermekle mükelleftir.
Aslında kadınlar için altın, gümüş gibi madenlerden yapılan bilezik, künye, küpe, gerdanlık vb. süs eşyalarını kullanmak caiz olsa da, Allah Resûlü bu konuda kendi ailesine karşı olabildiğine hassas davranmıştır. Hatta bir keresinde kolunda bilezikle huzuruna gelen kızı Hazreti Fatıma’ya, أَيَغُرُّكِ أَنْ يَقُولَ النَّاسُ ابْنَةُ رَسُولِ اللّٰهِ وَفِي يَدِهَا سِلْسِلَةٌ مِنْ نَارٍ“İster misin, Peygamberin kızı Cehennem’den bir halkayı kolunda taşıyor desinler?” diyerek ona çıkışmıştır. Bunun üzerine Validemiz hemen bileziği satıp, bedeliyle bir köle azat etmiş ve gelip Nebiler Serveri’ne yaptığını anlatmıştır. Allah Resûlü de bunun üzerine büyük bir memnuniyet içinde, الْحَمْدُ لِلهِ الَّذِي أَنْجَى فَاطِمَةَ مِنَ النَّارِ“(Kızım) Fatıma’yı ateşe girmekten koruyan Allah’a hamd olsun.”301 demiştir.
Bir fikir vermesi için arz ettiğimiz bu olaydan sonra fıkhî hükümlere tekrar dönecek olursak; zinet eşyaları nisap miktarına ulaşıyorsa, mutlaka zekâtı verilecektir. İslâm hukukuna göre kadın, ekonomik olarak kocasından bağımsızdır. Yani kadının, tasarruf hakkı kendisine ait menkul veya gayrimenkul malı olabilir. Bu durumda, sahip olunan o mallar, nisap miktarını aşıyorsa, kadın hükmen zengindir ve zengine düşen mükellefiyetleri eda etmek zorundadır.