Allah (celle celâluhu), ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَۤاءُ “İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir.”105 buyurmuştur. Üstad’ın yaklaşımıyla nefis cümleden ednâ, vazife cümleden âlâdır.106 Biz, küçük insanlar olsak da Allah (celle celâluhu), sonsuz kudret ve inayetiyle bizi çok büyük hizmetlerde istihdam edebilir; bu da tamamen O’na ait bir lütuf ve ihsandır. Bu mevzuda, “Biz yaptık, biz ettik, başkaları onların rüyasını bile göremezken biz plânladık.” türünden söylenecek her söz şirk işmam eder. Onun için bu tür iddialardan olabildiğine uzak durmak gerekir. Yine Hazreti Pîr’in ifadesiyle, “nefy-i nefy, isbattır”.107 Dolayısıyla siz kendinizi nefyetmediğiniz müddetçe bir kıymete ulaşamazsınız. Çokça tekrar edilen bir ifade ile meseleyi tavzih etmek gerekirse Sonsuz olan birdir, başka izafî sonsuzlar yoktur. Mutlak Sonsuz’un karşısında diğer varlıklara bir değer biçilecekse, onlara düşen hisse sıfırdır. Dolayısıyla Allah (celle celâluhu) ile insan arasındaki münasebet, sonsuz ile sıfırın münasebeti gibidir. Sonsuz olan Allah’tır, sıfır olan ise insan. Fakat sıfır, zatî bir değeri olmamakla birlikte nasıl ki rakamların sonuna geldiğinde bir kıymet kazanır; aynen öyle de insan acz ve fakrıyla Allah’a dayandığında âdeta lafza-ı celâledeki elif’in yanına konulmuş sıfırlar gibi bir iken on, yüz, hatta bin olur.