Tevazu Kanatları Yerde, Mükemmelliğin Peşinde
Soru: Mü’minin bir taraftan iradesini son kertesine kadar kullanması ve sürekli mükemmeliyetin peşinde olması fakat diğer yandan da başarılar karşısında nefis muhasebesi yapması ve tevazuu elden bırakmaması gerektiği ifade ediliyor. Bu iki hususun arası nasıl cem edilebilir?
Cevap: Hakiki mü’min, aksine ihtimal vermeyecek şekilde Allah’a inanmış, en onulmaz hâdiseler karşısında bile ümidini yitirmeyen azim ve irade insanıdır. Bu sebeple o, bütün yolların tıkandığı durumlarda bile asla ye’se kapılmaz, hep dimdik durur ve önüne çıkan engeller karşısında kendisine yeni bir yol bulup hedefine doğru yürümeye devam eder. Zira o bilir ki Cenâb-ı Hak, Kendi yolunda yürüyenleri hiçbir zaman yolsuz bırakmamıştır. Mesela Mekke’de yaşama imkânının kalmadığı bir dönemde, Allah (celle celâluhu) Habib-i Zişan’ı (sallallâhu aleyhi ve sellem) için göklere doğru öyle bir yol açmıştır ki, enbiya-i izâmın her birisi bu yolun menzillerinde O’na selâm durmuşlardır. Hatta Allah Resûlü öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, Cibril-i Emin (aleyhisselam) dahi, “Bir adım daha atarsam mahvolurum.” demiştir.210