Bu hadis-i şerifte de, evrimi ima edecek en küçük bir ifadeye rastlanmamaktadır. Hadis, yaratılış safhalarında Âdem iskelet hâlinde iken İblis’in ona bakıp, onda çok boşluklar gördüğünü ve bunlardan dolayı, insanın kendisine hâkim bir yaratık olamayacağı sonucuna vardığını belirtmektedir. Bu, son derece mânâlı bir nokta olup, nasıl göğsümüzün sol yayındaki biyolojik kalb ile, mânevî hayatımızın merkezi olan kalb arasında münasebet var, aynı tür münasebet, insanın bütün fizyolojik yapısıyla, karakteri ve huyları arasında da olabilir. Hadis, insandaki karakter zaaflarına ve onda, terbiye edilmediği takdirde her biri mânevî yıkıma götürecek hırs, şehvet, öfke, kandırıcılık gibi duygu ve kuvvelere dikkat çekmektedir.
5- Nesâî, İbn Hibban ve Hâkim, Hz. Enes’ten şu hadisi naklediyorlar: “Allah, Âdem’e Kendi ruhundan nefhettiği zaman, (değişik bir rivayette: Allah, Hz. Âdem’i yaratıp da, (nefhettiği) ruh başına ulaşınca) Âdem aksırıverdi. Ve arkasından, ‘El-hamdülillâhi Rabbilâlemin!’ dedi. Allah da ona, ‘Yerhamukellah!’ diye mukabelede bulundu.”39
Buhari ve Müslim’de de şu rivayeti okuyoruz: “Allah Teâlâ Hazretleri, Hz. Âdem’i (Aleyhisselâm) Kendi sureti üzere (yani, bütün isimlerinin tecelli merkezi) ve boyunu da 60 zira olarak yarattı ve: ‘Git, şu oturan meleklere selâm ver, onların seni nasıl selâmlayacaklarına da dikkat et, dinle. Zira o selâm, senin ve zürriyetinin selâmı olacaktır.’ buyurdu. (Bunun üzerine Âdem onlara gidip): ‘Es-selâmü aleyküm!’ diye selâm verdi. Melekler: ‘Es-Selâmü aleyke ve rahmetullahi!’ dediler; selâma mukabele ederken ‘ve rahmetullahi’yi ilave ettiler. (Ahiret’te) Cennet’e giren Hz. Âdem gibi, yani (boyu 60 zira) olacak. İnsanlar, şu ana kadar (boyca) hep eksilmektedir.”40
Dipnotlar
- 39 en-Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 6/63; İbn Hibbân, es-Sahîh 14/37, 41; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/292.
- 40 Buhârî, isti’zân 1, enbiyâ 1; Müslim, cennet 28.