Darvinizm, Lamarck da Darvin de dahil, hiçbir zaman tek bir kişiye mal edilemeyecek bir teoridir. Konuyu önceki asırda ortaya atanlardan başka, asrımızda bir de Neo-Darvinistler vardır ki, bunlar, evrimi güya ispatlamak, teorisinde Darvin’i teyit etmek, ona payandalar bulmak için daha başka nazariyeler geliştirmekte, bunlardan biri tutmayınca, bir başkasını ileri sürmektedirler. Ne acıdır ki, bu ispatlanmamış, ispatlanması da mümkün olmayan nazariye, ortaokul ve liselerden alın da, üniversitenin son sınıfına kadar bütün mekteplerde, bütün ilim ve eğitim-öğretim müesseselerinde, ispatlanmış bir ilmî gerçekmiş gibi okutulabilmektedir. Burada, konuyu doğrudan alâkadar etmese de, bir dileğimi ve Mevlâ-yı Müteâl’den bir niyazımı arz etmek istiyorum. İnşallah, geleceğin kutlu nesilleri, her mevzuda olduğu gibi bu konuyu da, bütün yanlarıyla ortaya koyar ve gerek mektep kürsülerini, gerekse ilim mahfillerini, ispatı mümkün olmayan böylesi nazariyelerle meşgul etmezler.
Bir de, hususiyle 20. asırda, evrimi güya mutasyonlarla ispatlama gayesiyle laboratuvara taşıyanlar var. Dolayısıyla konunun, Darvinistler, Neo-Darvinistler, mutasyoncular ve nihayet Kur’ân, Kur’ân’ın yaratılış mevzuundaki muhkem hükümleri ve Allah Resûlü’nün (Allah’ın binlerce salât ve selâmı üzerine olsun) yaratılışla alâkalı olarak en sahih hadis kitaplarında yer alan değişme kabul etmez sözleri çerçevesinde ele almayı düşünüyoruz.