İçeriğe geç

Evet kaç ilim adamı yetiştirebildik ki, Batı bilim adamlarının yanlışlarını ortaya koydu ve meselâ ‘Darvinizm’in, eksik, yanlış ve çarpıtılmış yönlerini belirterek, onun da tıpkı diğer teoriler gibi tartışılabileceğini ifade etme cesaretini gösterdi ve insanın “eşref-i mahlûkât” olduğu mülâhazasını yenileyebildi? Yenileyebildi de, meselâ, insanın göz, beyin, burun, kulak, boşaltım, dolaşım, solunum ve sindirim sistemlerinin yanında duyma, görme, hissetme, varlıkla değişik şekilde münasebete geçme, hatta eşyanın perde arkasına yönelme gibi hususlar üzerinde durdu ve insanı gerçek çerçevesiyle yorumlayabildi..! Bunlar yapılamadığı gibi, bilim, bilhassa dinin karşısında bir tabu hâline getirildi, ideolojik bakış açılarına kurban edildi ve 19. asrın kaba pozitivizminin, hatta kaba materyalizmin sınırlarının dışına çıkamadı.

Bunun neticesi olarak, ne acıdır ki, bugün biyoloji, ispatlanamamış teoriler üzerine kurulmuş bir fantezi gibidir. Bu fantezi teorilerin başında da, hiç şüphesiz evrim teorisi gelmektedir. Gerçi, evrim konusunda yazmak ve konuşmak, benim gibi farklı bir sahada meşgul olan birinin işi değildir. Fakat, bir genetikçi, bir biyokimyacı, bir paleontolog ve konuyu dinî yönüyle ele alabilecek bir ilâhiyatçı bir araya gelip de, uzun bir süredir ilim mahfillerinde münakaşası yapılan bu meseleyi, konunun mütehassısları olarak Türkiye sathında, hatta gerekirse, bütün dünya sathında anlatıp, gerçeği ortaya koyuncaya kadar benim gibi insanlar hak hatırına konuşmalarını sürdüreceklerdir. Bugün bu mevzu, ilim adına, pek çokları tarafından ideolojiden de öte katı bir dogma olarak savunulmakta ve münakaşasının yapılması bile, âdeta bir suç telâkki edilmektedir.

4