“Ama ben, bunların hiçbirini mini bir mârifet (Allah bilgisi, Allah hakkında vicdan kültürü) olarak kabul etmiyorum. Asıl mârifet, Allah’ı bilmek, tanımak ve O’nun kanunlarına kayıtsız şartsız boyun eğmektir. Hz. Muhammed’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) bilip tanımak da, gerçek mârifete dahildir. Bunlardır ki, insanı gökler ötesi âlemlerde mârifet erbabı seviyesine yükseltir. Havada uçmalara, aylarca bir şey yemeden-içmeden yaşamaya gelince, bunlar, “mârifet” adına çok önemli şeyler değildir. Eğer, istemeyerek de olsa, bu kabîl şeyleri aktarmaya çalışıyorsak, bu, maddenin çatlamak üzere olan kalıp ve cidarlarına bir darbe daha indirmek içindir. Yoksa, bunları çok önemli şeyler olarak kabul ettiğimizden değildir.”
Varlığın Metafizik Boyutu, ruh çağırma, cin çağırma ve rüyalar üzerinde aydınlatıcı misallerle durmasının ardından, ruhu inkişaf ettirme yollarına kısaca temas etmekte, fakat bu yolda mürşitsiz yüründüğü takdirde, her zaman için habis ruhların tesirine girilip, onların elinde oyuncak olunabileceği ikazında bulunmaktadır. Varlığın Metafizik Boyutu, yaptığımız her amel, söylediğimiz her söz, hatta aklımızdan ve hayalimizden geçen her manzaranın öbür âleme ait şekiller aldığı üzerinde durduktan ve böylece ahiretimizi bizzat inşâ ettiğimizi, dolayısıyla hayatımızı buna göre tanzim etmemiz gerektiğini önemle hatırlattıktan sonra, bu hususta çok ciddî irşad, inzar ve tebşir örnekleri sergilemektedir.