İçeriğe geç

Bir sûre gibi sahabe-i kirama belletilmiş dualardan biri olan ve Hanefilerin, pek çok Kûfelilerle birlikte, İmam Evzâî’nin, Süfyan-ı Sevrî’nin, İbn Mesud’dan gelen rivayetle okudukları ve cumhur-u ulemâya göre en faziletli Tahiyyât’tan1 başka; İmam Şafiî’nin İbn Abbas’tan rivayet ettiği az değişik bir “Tahiyyât” ki, bunda, “et-Tahiyyât”tan sonra araya “el-Mübarekât” girmiş ve aradaki ‘vav’ (و)lar düşmüştür.2 Ayrıca Hz. Ömer’in minberden irad buyurdukları bir üçüncü Tahiyyât3 ve zayıf rivayetlerle gelen daha başka Tahiyyât’lar da vardır.4

Buradan hareketle bazıları: “Demek ki sahabe, Efendimiz’den duyduğu her şeyi kelimesi kelimesine bellemiyor.. ve belleyemediği ya da unuttuğu bu kelimelerin yerine kendince uygun kelimeler koyuyor.” şeklinde bir iddiada bulunabilirler. Fakat işin gerçeği hiç de öyle değildir. Çünkü, namaz, bir rivayete göre hicretten üç, bir başka rivayete göre ise beş sene önce farz olmuş ve Hz. Ömer gibi, İbn Mesud gibi sahabenin ilkleri, en az on yıl günde beş defa Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) arkasında namaz kılmışlardır.

Böyle bir iddia, bu hafıza dâhilerini -el-İyâzu billah- ahmak insanlar derekesine düşürmek olur. Allah Resûlü’nün arkasında bu kadar yıl namaz kılan, 23 yıl O’nunla beraber olan bu insanlara, bugün bile beş yaşındaki bir çocuğun ezberleyip, ölünceye kadar hafızasında tuttuğu bir şeyi “iyi belleyememe” ve “unutma” gibi bir ithamda bulunmak, tımarhanedeki delilerin bile ihtimal vermeyeceği bir hafifliktir.

439