İçeriğe geç

Yine büyük bir hadis imamı, birisinden hadis almaya gider. O zatın yanına sokulduğunda bakar ki, külahını açmış, bir ata doğru uzatmış ve böylece atı yakalamaya çalışıyor. Atı yakaladığında büyük imam: “O külahın içinde bir şey var mıydı?” diye sorar. “Hayır!” cevabını alınca: “Atı kandıran, insanları da kandırır !” diyerek, ondan hadis almadan geriye döner.

İşte sünnet, bu tahkik ve titizlik içinde tesbit edilmiştir. Hadislerin sayıca çok ve dolayısıyla içlerine pek çok uydurmanın karışmış olduğunu iddia edip, sahih hadis kaynaklarına ve sünnete dil uzatanlar, izahına çalıştığımız ilim aşkını, sünneti takip edenlerin nazarında sünnetin önemini ve sünnetin hangi şartlar altında ve kimler tarafından tesbit edildiğini görmezlikten gelerek, kendi çerik çürük düşüncelerine, ruh aynalarına göre hüküm verirlerse yanılmış ve yanıltmış olurlar.

5. Ortam Müsaitti

Bir başka sebep de, sahabe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn zamanında hadis ezberlemek için vasat çok müsaitti. Bir kere o zamanın insanları dile oldukça hâkimdiler. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) getirdiği Kur’ân-ı Kerim, her şeyden evvel bir lisan mucizesiydi ve Araplar’da da o zaman en yaygın olan sanat, dil ve edebiyattı. Muallaka şairlerinde de görüldüğü üzere, âdeta gerçek söz sultanları o dönemde yaşamıştı. Mamafih, Kur’ân-ı Kerim ve Allah Resûlü’nün sözleri karşısında dilleri tutulan bu dil ve beyan üstadları, Kur’ân ve hadisler karşısında kalemlerini kırıp, secdeye kapanmışlardı.

435