Bunun yanında mü’minin verdiği zekât, sadece koyunla sınırlı da değildir; zekâta tâbi başka şeyler de vardır. Meselâ, bir mü’min, birikmiş parasının kırkta birini zekât olarak verir. Para ne kadar artarsa artsın, nisap miktarını geçtiğinde verilen hep aynı nispettedir. Sayı ve miktara göre değişme hayvanlara mahsustur. Dinimiz, hayvanlarda kaç tanede ne verileceğini naslarla tespit etmiştir. Bunu, Hz. Enes’in rivayet ettiği bir hadiste açıkça görürüz. Hz. Ebû Bekir, kendisini Bahreyn’e memur olarak gönderdiği zaman ona zekât miktarları hakkında yazılı olarak ayrıntılı bir talimat vermiş ve talimatnâmenin altını da Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) mührü ile mühürlemiştir.8 Aslında İslâm’da fakire, hiç yoktan mal verilmek suretiyle adaletin ötesinde bir ikramda bulunuluyor. Burada adaletsizliğin olduğunu söyleyen insan ise zannediyorum meseleye hissiyatıyla yaklaşıyor.
Meselenin dikkatlerden kaçan bir diğer yönü de, o kadar koyunun muhafaza edilmesidir. Koyunun sayısı arttıkça ona göre de masrafı artacaktır. Sayı arttıkça bakım görüm için ona göre mera, bekçi köpeği, ekin ekilecek yerleri hazırlamak gerekecektir. Binaenaleyh İslâm’daki usûlî kaide, اَلْمَغْنَمُ بِحَسَبِ الْمَغْرَمِ“İnsan ne kadar zarara maruz ise o kadar menfaatlendirilecektir.” şeklindedir.
Netice olarak, hayvanların zekâtında nisap miktarı ve kaç tanede ne kadar verileceği de Allah Resûlü’nün sarih ve sahih hadislerdeki ifadeleriyle sabittir ve değiştirilemez.9
Dipnotlar
- 8 Bkz.: Buhârî, zekât 37, 38, farzu’l-humus 5; Ebû Dâvûd, zekât 5.
- 9 Bkz.: Tirmizî, zekât 4; Ebû Dâvûd, zekât 5; İbn Mace, cenâiz 55.