Evet, 1000 koyunu olan bir insandan matematik hesaplarına göre zekât olarak 25 koyun istemek bazen onu fitneye sokabilir. Bu miktara varan zekât, fıtratındaki cimrilik sebebiyle onu temerrüde sürükleyebilir. Kur’ân, bu duruma Hz. Musa’nın kavmi içinde yaşamış, –günümüzde de bir insanın zenginliği anlatılırken “Karun kadar zengin.” darb-ı meseliyle ifade edilen– bir zatı misal gösterir.5 Karun’a, “Allah’ın sana ihsan ettiği bu servetle ebedî ahiret yurdunu mamur etmeye gayret göster, ama dünyadan da nasibini unutma! (İhtiyacına yetecek kadarını sakla). Allah sana ihsan ettiği gibi sen de insanlara iyilik et, sakın ülkede nizamı bozma peşinde olma! Çünkü Allah bozguncuları sevmez.”6 denildiğinde o, malının çokluğu ve dolayısıyla vereceği meblâğın yüksekliği sebebiyle bundan geri durdu ve “Ben bu servete kendi ilmim ve becerim sayesinde kavuştum.”7 dedi. Hâlbuki onun bütün mâmeleki elinden alınmıyor ve mâkul bir nispet isteniyordu. Ancak o kadar fazla koyunun zekâtını düşününce, ona verilemeyecek gibi geldi ve temerrüde girdi…
Bundan dolayı İslâm, kanunları vaz’ederken, insanın bir kısım zayıf taraflarını da nazar-ı itibara alıp ona göre vaz’etmiştir. Bu şekilde zor da olsa onun verebileceği miktarı farz kılıyor ve veremeyeceği vergiyi ondan istemiyor.
Dipnotlar
- 5 Bkz.: Kasas sûresi, 28/76.
- 6 Kasas sûresi, 28/77.
- 7 Kasas sûresi, 28/78.