İçeriğe geç

Bu dengelerin bozulması, bizim bozulmamız demektir. Bunun dışındaki her şey bizim için tâlidir. Her türlü mülâhaza ve beklentinin dışında millete hizmet ve Allah’ın hoşnutluğu deyip koşmak, başka beklentileri tâli bir iş olarak kabul etmek ve Cenâb-ı Hakk’ın rızası haricindeki her şeyden kat-ı alâkada bulunmak gerekir. Öyle ki insan, değişik hizmet alanlarında yapacağı bazı şeyler varsa ve bu hususlar kendisi olmayınca yapılamayacak şeylerse –sırf bu sebepten dolayı– o alanlarda vazifeye talip olmalıdır. Aksine kendi hırslarını tatmin etmek ve ondan bir kısım gelir ve çıkar teminine çalışmak için istemek kat’iyen doğru değildir. Hangi konuda konuşursa konuşsun sözünü bağlarken, bir şekilde sözü Kartaca’ya getirip her defasında: “Nihâî fikrim odur ki Kartaca yıkılmalıdır.” diyen Romalı meşhur senatör Marcus Porcius Cato, Kartacalıları yendiği her defasında gelir, hükümdara başkumandanlık atını teslim eder ve “Ben köyüme dönüyorum!” der. Bir dönemde Sasaniler’in, başka bir dönemde de Bizans’ın başına bir balyoz gibi inen Hz. Halid b. Velid gibi koca bir kumandan can verdiğinde geriye sadece bir atı, bir kılıcı ve bir de kalkanı kalmıştı.5 Hz. Ömer, onun bu durumunu anlatırken şöyle der: عَاشَ حَم۪يدًا وَمَاتَ فَق۪يدًا …“O, herkesin senâ ettiği ve övdüğü bir insan olarak yaşadı, İslâm’ın bir yitiği olarak da öbür âleme göçtü. Geriye sadece bir atını, bir kılıcını ve bir de kalkanını bıraktı.”6

İşte bu mantık ve felsefeyle hareket edildiği takdirde devlet ebed-müddet var olacaktır. Yoksa devletin içinde veya onun yönettiği milletin herhangi bir ferdi, “Devletin parası deniz…” yaklaşımıyla hareket ederse, böyle bir idealin gerçekleşmesi asla mümkün olmayacaktır.

14