İçeriğe geç

Evet, muhatabın kabul edip etmemesi bizi ilgilendirmez; elverir ki biz usûlünce anlatalım. Kaldı ki Rabbim’e binlerce hamd ve senâ olsun, O’nun lütfuyla az bir şey anlatılan insanlar bile hemen hâdiselere ve kâinata bakışlarını değiştirebilmektedirler. Burada Cenâb-ı Hakk’ın bir lütfu da velilerin, Şah-ı Geylânî ve Bahaeddin Nakşibend gibi kutupların, Mevlâna Halid, İmam Rabbânî gibi büyük zatların yirmi beş-otuz sene çalışıp ancak elde edebildikleri, o insanların kalbinde imana ait meşaleyi yakma, günümüzde çok daha kısa zamanda ve kemmiyet plânında daha fazla bir muvaffakiyet şeklinde gerçekleşmektedir. Bu, Allah’ın ne büyük lütfudur ve bu lütuf karşısında da, “Değildir bu bana lâyık bu bende / Bana bu lütf ile ihsan nedendir?” demek veya Hz. Pîr gibi, “Nefis cümleden ednâ, vazife cümleden âlâ”9 demek lâzımdır.

19