İşte mü’min, Allah’a yalvarmak ve tazarru, niyazda bulunmakla aslında O’nunla gizlice konuşmuş olmaktadır. Bu da bir mânâda kendi güç ve kuvvetinden teberri etme mânâsına gelir ki, mü’minin yaptığı böyle bir dua ile âdeta “Kendi güç ve kudretimden teberri ettim ve Senin güç ve kuvvetine sığındım Allahım!” demektedir. “Allahım! Bütün eşrârın şerrinden, füccârın keydinden Sana sığınıyorum!” demenin yanı başında, “Nefsimin şerrinden de Sana sığınıyorum.” demiş olmaktadır. Böyle bir duada bulunma bu mânâları ihtiva ettiği gibi bir de “Allahım! Eğer Sen muhafaza buyurmazsan hiç kimse beni koruyamaz.” mânâsını da muhtevidir. Bu da, doğrudan doğruya O’ndan O’nu istemek demektir.
Mevzu ile alâkalı mülâhazalarla ele aldığımız duaya devam edecek olursak, “tasa ve kederden” sıyrılma meselesinin de bir mü’min için çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Yani bu dua, insanın tasa ve kederlerinin ruhunu sarmasına sebep olan ihmal, söz ve davranışlardan uzak durmayı da nazara vermektedir. Bu açıdan böyle bir duayı yapan mü’minin aynı zamanda tasa ve kederlerden sıyrılma gayreti ve cehdi içinde olmasının gerekliliği söylenebilir.