İçeriğe geç

Şimdi hükmü ortadan kalkmış olan anayasanın 19. maddesi bu mevzuda bir kısım ahkâm getirmiş, ceza kanunu vâzıı bu ahkâmdan 163. maddeyi istinbat etmiş, dinî propaganda ile şahsî nüfuz temin etmeyi, dini neşretme mevzuunda bir araya gelerek bir cemiyet teşkil etmeyi ve sonra bu cemiyetin içine girip hizmet etmeyi yasaklamıştı. Yani buna göre bir kişinin dinini neşretmesi ve anlatması yasaktı. Bununla beraber daha önceleri devlet belli kanunlara dayalı olarak bir diyanet müessesesi meydana getirmişti. Bu diyanet müessesesinin vaizleri vardı. Bunlar bütün cami kürsülerinde, din ve İslâm’ın usûl ve fürûunu anlatacaklardı. Yani kanunun yasakladığı propagandayı yapacaklardı ki bu da eski telâkki ile yeni anlayışın tenakuzu demekti.

Niçin bu serbesti ile yasak iç içeydi? Niçin bu böyle yapılmıştı? Bunu soracak kimse de yoktu. Sorana da “Kanunun sırrına kimsenin aklı ermez.” denirdi. İleride idrakli ve basiretli bir topluluk kanunlardan bu tenakuzları, daha doğrusu kanunlardaki tenakuzu bertaraf ederek birbiriyle mütenakız düşmeyen ahkâmı getirecek ve toplum da o gün aradığını bulup huzura erecektir.

3