“Allahım, Rabbimiz! Bütün hamdler Sanadır. Sen, arz ve semavatın ve onlarda bulunanların kayyumu ve ayakta tutanısın, hamdler yalnızca Sanadır. Semavat, arz ve onlarda bulunanlar Senin mülkündür, hamdler yalnızca Sanadır. Sen, semavat ve arzın ve onlarda bulunanların nurusun, hamdler yalnızca Sanadır. Sen, semavat ve arzın ve onlarda bulunanların yegâne hâkimisin, hamdler yalnızca Sanadır. Sen haksın, vaadin de haktır. Ahirette Seninle mülâki olmak da haktır. Sözün haktır. Cennet haktır, Cehennem haktır. Peygamberler haktır, Muhammed de haktır, kıyamet de haktır. Allahım! Sana teslim oldum, Sana inandım, Sana tevekkül ettim, Sana yöneldim. Hasmına karşı Senin (bürhanın) ile dava açtım. Hakkımı aramada Senin hakemliğine başvurdum. İşlediğim/işleyeceğim kusuratımı affet. Gizli-açık yaptığım günahlarımı bağışla! Yükselttiklerini yükselten, ileri alan, alçalttıklarını alçaltıp geri bırakan da Sensin. Senden başka ilâh yoktur.”327Çünkü onun şerefi, gece kalkıp Rabbin huzurunda el-pençe divan durmasında, bütün dertlerini O’na açmasında ve ağyardan istiğna etmesinde gizlidir.