Böyle genişçe bir salat u selam getirilir ve noktalanırken de بعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَمُرَكَّبَاتِهَا“Kâinatın zerreleri ve bu zerrelerle oluşan şeyler adedince” veya مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الْأَرْضِ وَمِلْءَ مَا بَيْنَهُمَا وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ “Gökler ve yer dolusunca, bu ikisi arasında ne varsa (göklerin ve yerin atomları, elektronları, molekülleri, iyonları sayısınca) ve Senin –ya Rabbi– dilediğin her şey sayısınca.” denir. Aslında bunların hepsi mahdut yani sayılı, sınırlı şeylerdir. Sonsuzu sonsuzla ifade etme adına, بِعَدَدِ عِلْمِكَ وَبِعَدَدِ مَعْلُومَاتِكَ“Allahım! Senin ilmin, malumatın sayısınca bunlara salat ü selam eyle!” de denilebilir.
Bunları yaptıktan sonra ümmet-i Muhammed’e dua edilir. Dua ederken, رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ “Ey Rabbimiz! Beni, ana-babamı ve bütün mü’minleri, hesapların görüldüğü günde bağışla.” denilebilir. Bir başka dua da sabah-akşam “ebdâl”ın345 yaptığı şu duadır: اَللَّهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ، اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِأُمَّةِ مُحَمَّدٍ “Allahım! Ümmet-i Muhammed’e merhamet buyur. Allahım! Ümmet-i Muhammed’i mağfiret eyle!”
Duaya girmeden evvel duanın mukaddimesi olarak yapılması gereken şeyler bunlardır. Bunları yaptıktan sonra hâcet duası okunur: