İçeriğe geç

Burada berzah âleminin dehşetinden kurtulma yolunun gösterildiği açıktır. O da geceleri ihya etmektir. Evet, gönüllerin diri ve canlı olması, bir yönüyle gecelerin canlı olmasına bağlıdır. Bu hakikate hayatında erken uyanmış ve o engin ansiklopedik kültürüyle hemen herkesin dikkatini üzerine çekmiş, pek çok alanda söz sahibi İbrahim Hakkı Hazretleri bu konuda ne hoş şeyler söyler:

“Ey dîde, nedir uyku, gel uyan gecelerde
Kevkeblerin et seyrini seyran gecelerde
Bak hey’et-i âlemde bu hikmetleri seyret
Bul Sâni’ini ol âna hayran gecelerde
Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gafil
Ko gafleti dildârdan utan gecelerde
Az ye, az uyu, hayrete var, fani ol andan
Bul bekâ ol âna mihman gecelerde
Gafletle uyumak ne revâ abd-i hakîre
Şefkatle nida eyleye Rahman gecelerde
Cümle geceyi uyuma Kayyûm’u seversen
Tâ hay olasın Hayy ile ey cân gecelerde
Âşıklar uyumaz gece hem sen uyuma kim
Gönlün gözüne görüne Cânan gecelerde
Dil, beyt-i Hudâ’dır onu pâk eyle sivâdan
Kasrına nüzul eyleye Sultân gecelerde
Az ye, az uyu, hayrete var fani ol ondan
Bul cân-ı beka, ol O’na mihmân gecelerde
Allah için ol halka mukarin gece gündüz
Ey Hakkı, nihân-ı aşk oduna yan gecelerde.”

Eşyanın melekût cihetine vâkıf olma, insanlığın irşadıyla yakından alâkalıdır. Aslında bu, “Kulum Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım, o Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak giderim.”334 kudsî hadisi zaviyesinden de değerlendirilebilir.

339