333 Buhârî, teheccüd 2, 21, fezâilü ashâbi’n–nebi 19, tabir 35, 36; Müslim, fezâilü’s–sahabe 139, 140.
334 Buhârî, tevhîd 15, 50; Müslim, tevbe 1, zikr 1, 20-22.
335 Müzzemmil sûresi, 73/5.
336 Müzzemmil sûresi, 73/6.
337 Mâide sûresi, 5/54.
338 Fâtır sûresi, 35/16.
339 Tirmizî, vitr 348; İbn Mâce, ikâme 189.
340 Tirmizî, daavât 119; İbn Mâce, ikâmetü’s–salât 189.
341 Bkz.: Ahmed İbn Hanbel, el–Müsned 6/450.
342 Mü’min sûresi, 40/7.
343 Tevbe sûresi, 9/128, 129.
344 Bakara sûresi, 2/286.
345 Ebdâl; “bedîl”in çoğulu olup; temiz, safderûn, derviş adam mânâlarına gelen ve evliyâullahtan halkın işlerine nezaret etmeye mezun, ilâhî icraatın perdedârları ve alkışçıları hakkında kullanılan bir tabirdir. (M. F. Gülen, “Veli ve Evliyaullah” Kalbin Zümrüt Tepeleri 3/75).
346 Buhârî, bed’ü’l–halk 6, edeb 41, tevhid 33; Müslim, birr 157.