“Allah (celle celâluhu) buyurdu ki, “Ben, kıraati, kulumla kendi aramda iki kısma böldüm; yarısı bana diğer yarısı da ona aittir. Kuluma istediği verilmiştir. Kul,الْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ‘Âlemlerin rabbi Allah’a hamd ü senâlar olsun.’ deyince, Azîz ve Celîl olan Allah, ‘Kulum bana hamdetti.’ der. الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ‘O Rahman’dır, Rahîm’dir.’ deyince, Allah, ‘Kulum bana senâda bulundu.’ der. مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ‘Hesap gününün sahibi.’ deyince, Allah, ‘Kulum beni tebcil ve ta’ziz etti (yüceltti).’ der.إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ‘Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden yardım isteriz.’ deyince, Allah, ‘Bu benimle kulum arasında bir (sözleşmedir). Kuluma istediğini verdim.’ der. اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ ‘Bizi doğru yola sevket, o yol ki kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoludur, gazaba uğrayanların ve dalâlete düşenlerin değil.’ dediği zaman, Allah (celle celâluhu), ‘Bu da kulumundur; kuluma istediği verilmiştir.’ buyurur.”208
Evet, Fâtiha sûresi, insan vicdanının heyecanlarının ifadesidir. Kul, namazda Fâtiha’yı tilâvet etmekle bir taraftan vicdanlara tercüman olup, istikamet içinde bir cemaatin haritasıyla karşı karşıya kalırken, diğer taraftan da sırtında âdeta Cenâb-ı Hakk’ın kudret elini hisseder hâle gelir. Yine o, Fâtiha dışında tilâvet ettiği âyetlerle çeşitli mahfillerde dolaşır, çeşitli sahnelerle karşı karşıya gelir. Bazen vecd içinde kendinden geçer bazen ağlar-sızlar bazen de içinde burkuntular duyar ve kıraati devam ettirecek gücü kendisinde hissedemez de hemen rükûa gidiverir.