Lebid, Hz. Ömer’in hilâfeti döneminde İran’da bulunmaktadır. Halife Ömer, Sa’d b. Ebî Vakkâs aracılığı ile ona bir mektup gönderir ve Lebid’in bir şiir yazmasını rica eder. Lebid, hangi dönemine ait şiir istenildiğini sorar. Gelen cevapta, “Müslüman olduktan sonraki döneme ait…” denilir. Bunun üzerine Lebid, gelen mektubun arkasını çevirir ve Hz. Ömer’e şu cevabı yazar: “Yâ Ömer, ben İslâm’a girdikten sonra hiç şiir yazmadım. Zira önümde Kur’ân gibi bir kelâmı tetkikle meşgulüm. Şu sırada Bakara sûresini tetkik ediyorum. Ve sana onun son âyetlerini yazıp gönderiyorum…”
Lebid daha sonra Bakara sûresinin son üç âyetini yazar ve Halife’ye gönderir. Gelen cevap, Hz. Ömer’i cidden çok memnun eder.26
Evet, Lebid’in bu şekildeki davranışı onu sevindirmiştir. Dr. Morrison’un da ifade ettiği gibi, bütün lügatler Arapça’ya, Arapça da Kur’ân’a borçludur. Öyle ise denebilir ki, yeryüzünde konuşulan bütün dillere disiplin ve kural açısından Kur’ân’ın bir katkısı söz konusudur. Esasen bu, filologlarca tetkik edilmesi gereken önemli bir mevzudur. İhtisas sahamıza girmediği için biz şimdilik o hususa temas etmeyeceğiz. Şu kadar var ki, Morrison’un bu sözü, Kur’ân’ın her şeyi aştığını ifade bakımından üzerinde durulmaya değer.
Dipnotlar
- 26 İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-safve 1/736; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ğâbe 4/540; İbn Hacer, el-İsâbe 1/98, 5/675.