İçeriğe geç

“Biz Kur’ân’ı sadece onunla Allah’tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu da uyarasın diye senin dilinle kolaylaştırdık.”12 buyuruyor ve sırlı bir kolaylaştırmadan bahsediyor. Siyak-sibak münasebeti içinde meseleyi değerlendirecek olursak; burada Kur’ân, yapılması oldukça zor bir işten bahsediyor.. evet tebşir de zor, inzar da zor ve hele kalblere nüfuz ise zorlardan da zor.. bir de şartlar olumsuz, işten anlayanlar az ise, işte o, imkânsız ölçüsünde zordur. Durgunlaşmış bir şeyi harekete geçirmek, pasifi aktif hâle getirmek çok ciddî gayret ve enerji ister. Uçak harekete geçirilmek istenirken, hareket tek hedef hâline getirilir.. arabalar çalıştırılırken, lambalar, radyolar, teypler kapatılır.. ta ki enerji kaybı olmasın… Ama uçak havalandıktan, araba da yürüdükten sonra artık her şey normale döner ve âdeta kendi kendine hareket eder. Aynen öyle de, imana hizmet duygusu –hangi anlayışla olursa olsun– ilk aşamada ciddî zorluklarla karşılaşsa da, işler yoluna girdiğinde artık “doğurgan döngü” diyebileceğimiz bir “salih daire”nin meydana gelmesi de söz konusudur.. ve bugünkü hizmetler içerisinde her gün defaatle müşâhede edilen şeylerdendir ki, bu da bir başka âyetin ifadesine göre;

وَالَّذ۪ينَ جَاهَدُوا ف۪ينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَاۘ وَإِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِن۪ينَ
208