İçeriğe geç

Evet onlar, iman edip salih amel yapmanın dışında insanların onları sevmelerini temin edecek herhangi bir şey yapmadan büyük ölçüde ins, cin ve meleklerin sevgilisi olacaklardır.

Arapça’da fiil teceddüde (sürekli yenilenme) delâlet eder. اٰمَنُوا ise fiildir. Öyleyse “iman edenler” bir kere iman ettikten sonra imanlarında duraklamaya girmeden sürekli kendilerini yenileyerek her gün yeni bir keşif, yeni bir düşünce ve yeni bir tespitle hep daha ileri ufukları takip ederler. Bununla da yetinmeyip ardından وَعَمِلُوا“Amel edip imanlarının gereğine göre yaşarlar.” Yani oturur kalkar ömürlerini “salihat”la geçirirler. İşte böyle bir iman ve o imanın mûcebini Hakk’ın istediği ölçülerde yerine getiren bu insanlar, önce Hakk’ın sonra da halkın teveccühüne mazhar hâle gelmişlerdir ki سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمٰنُ وُدًّا“Hz. Rahmân onlar için sinelere sevgi vaz’edecek ve ins ü cinnin kalbini onlara olan alâka ile donatacaktır.” Bu konuya şu hadis daha bir netlik kazandırır: Allah Resûlü buyurur ki:

إِذَا أَحَبَّ اللّٰهُ اْلعَبْدَ نَادٰى جِبْر۪يلَ: “إِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ فُلَانًا فَأَحْبِبْهُ” فَيُحِبُّهُ جِبْر۪يلُ فَيُنَاد۪ي جِبْر۪يلُ ف۪ي أَهْلِ السَّمَاءِ: “إِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ فُلَانًا أَحِبُّوهُ” فَيُحِبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ.

“Allah bir kulu sevdiğinde, ‘Ben falan kimseyi sevdim siz de onu sevin.’ diye nida eder. Cibril de bunu göklere ve yere duyurur…”11

205