İçeriğe geç

İşte Kur’ân, bu noktada müsbeti tariften ziyade, menfiyi nazara vererek konuya şöyle giriyor. Bir kere Ehl-i Kitap, önceleri kendi çerçevesiyle Allah’ı tanıyordu. Ne var ki böyle bir tanımanın üzerinden asırlar geçmiş ve dolayısıyla onların o mârifetleri küllenmiş ve tazeliği de kalmamıştı. Öyleyse, yapılması gereken bir “tahliye – تَخْلِيَة ”, yani “arıtma” ameliyesi idi. Bu yapıldığında, gerçekler ayan beyan ortaya çıkacaktı. Esasen, “Lâ ilâhe illallah” cümlesinde de bu tahliyeyi görmek mümkündür. Yani İslâm, her işe bir tahliye ile başlar; zihni yanlış kabullerden, saplantılardan; nazarları da şaşılıktan kurtarma, “illallah”tan, yani müsbeti tariften önce gelen bir ameliye-i fikriye, bir ameliye-i nazariye, belki de bir ameliyat-ı tecdîdiyyedir. Bu sebepledir ki, âyette de, “şunları şunları yapalım” değil de, “şunu yapmayalım” ifadesi kullanılmıştır.

77