İçeriğe geç

“Sonunda karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir karınca ‘Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve ordusu bilmeden sizi ezmesin.’ dedi.”2 âyeti bize bunu anlatmaktadır.

Karınca bu sözü nasıl söyledi? Elbette onun kendine göre bir dili ve karıncaların birbirleriyle görüşebilmelerinin bir şekli vardır. Şimdilerde zoologlar şunları heceliyorlar:

Mevcut iki karınca yuvası var. Bunlardan biri küçük bir hendeğin öbür tarafında bulunmaktadır. Yuvalardan birinden alınan bir karınca diğer yuvaya bırakılır. Çok kısa süren bir sessizlikten sonra, arkadaşlarını kaybetmiş yuvanın karıncaları, arıların kovandan boşaldıkları gibi yuvalarından boşalır, diğer yuvaya doğru ilerlemeye başlar ve üzerine çubuk uzatılmış hendekten geçerek diğer yuvaya hücum ederler. Şimdi bu karıncanın kaybolduğunu ve diğer yuvada bulunduğunu, arkadaşlarına kim haber vermiştir? İşin mütehassısları meseleyi şöyle izah etmektedirler:

Diğer yuvaya bırakılan karınca elektromanyetik dalgalar hâlinde çıkardığı şerarelerle, arkadaşı olan karıncalara gizli bir mesaj göndermiş ve başına gelen hâdiseyi ve nerede bulunduğunu koordinatlarıyla onlara haber vermiştir. Gayet gizlilik içinde cereyan eden bu muhavereden sonra da arkadaşları bu karıncayı kurtarmak için seferber olmuşlardır.

Demek ki, karınca da konuşuyor.. Cenâb-ı Hak, ona öğrettiği dili hususî bir ihsan olarak Hz. Süleyman’a da talim buyurmuştu. Onun için Hz. Süleyman âyette anlatılan şekliyle, karınca arkadaşlarını uyarınca tebessüm etmiş ve mazhariyetinin buudlarını “tahdis-i nimet” suretinde ilan ederek Rabbine yönelmişti.3

105