İçeriğe geç

Burada cephede düşmanla yaka paça olan, elinde hiçbir şey kalmayacak şekilde malını bezleden ve ilmiyle başkalarına faydalı olan üç insanın Allah huzurunda nasıl hesap verdiklerinin anlatıldığı hadisi hatırlayabilirsiniz. Bunların ilki, “Falan ne cesur adammış.” desinler diye savaştığından; diğeri, “Filân ne cömert, ne civanmert insanmış.” desinler diye malını mülkünü verdiğinden; öbürü de, “Maşallah, ulemânın büyüklerinden bir zat imiş. Dilinden, kaleminden ne cevherler dökülüyor.” desinler diye gayret gösterdiğinden dolayı kazanma kuşağında kayıp üstüne kayıp yaşamıştır.81 Evet, makale ve kitaplar yazan veya vaaz u nasihat yapıyorum diye halkın karşısına çıkıp belagat nükteleri döktüren biri, rıza-i ilâhîye karşı gözünü yumuyor ve bu gayretlerini, başkalarının kendisinden bahsetmesi gibi basit ve kirli bir mülâhazaya bağlıyorsa, elindeki mücevherleri demirciler çarşısında satan adam gibi küçük bir mükâfata talip olmuş demektir. Hâlbuki o, rıza-i ilâhîyi elde etmek gibi nâmütenâhî bir enginliğe talip olsaydı, ceht ve gayretiyle ulaştığı netice çok farklı olacaktı.

Nazar veya Bakarken Görebilmek

Nazar meselesine gelince, insanın öncelikle görmeyi bilmesi lazımdır. Malum olduğu üzere bakma başka, görme başkadır. Gözleri açık olan bir insan eğer görme niyet ve şuuruyla bakmıyorsa karşısındaki eşyayı birbirinden tefrik edemez. Mesela, insan karşısındaki kitaplığa bakarken iradesinin hakkını verip görme niyetiyle oraya bakmıyorsa, baktığı yerdeki kitapları, yazıları, renkleri, desenleri vs. fark etmesi mümkün değildir. Evet, görme, bakmanın ötesinde bir şeydir. O, bakılan nesnelerin tayin ve tespit edilmesi ve onlarla ilgili bir teşhiste bulunulması demektir.

103