Hususiyle günümüzde önemli ve zor imtihanlardan bir diğeri de şehvet tutkusudur. Şehvet belâsı insanlık tarihi boyunca zor bir imtihan unsuru olmakla beraber bugün çok daha tehlikeli bir imtihana dönüşmüştür.
Hazreti Mevlâna, Mesnevî’sinde şehvet zaafıyla alâkalı bir hikâye anlatır ve bu hikâyede şeytanın Cenâb-ı Hak’la konuşmasına, daha doğrusu O’na karşı küstahça bir dil kullanmasına yer verir. Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde şeytanın demagoji adına serdettiği küstahça ifadeler vardır. Fakat Hazreti Mevlâna burada farklı olarak şöyle bir hâdise anlatır: Şeytan, Cenâb-ı Hakk’a kendisini rezil ettiğini ve hüsrana uğrattığını ifade eder. Daha sonra da, insanlara karşı kullanabileceği, onları saptırabileceği, onları baştan çıkarabileceği bazı şeyler ister. Cenâb-ı Hak ona, servet, makam, şöhret gibi şeyler verir. Fakat o, bunların hiçbirisinden hoşnut olmaz. Sonunda kendisine, ‘Sana erkek için kadını, kadın için erkeği kullanma imkânı vereyim.’ denilince, şeytan çok memnun olur ve zil takıp oynamaya başlar.229
Aslî kaynaklarda geçmese de, burada bizim için esas önemli olan, bu hikâyenin ifade ettiği hakikattir. Evet, bilhassa bazı fıtratlar için bu dünyada en önemli imtihan unsuru, şehvettir. Bu hakikati şu hadis-i şerifle irtibatlandırmak da mümkündür:
“Cehennem şehvetle kuşatılıp örtülmüştür. Cennet ise zorluklar ve nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.”230Evet, Cennet istikametinde uzun yollar, çok menziller, geçit vermeyen sular ve kandan irinden deryalar bulunmasına mukabil, Cehennem yolunda yeme, içme, yan gelip yatma, nefsin istekleri arkasında koşma gibi nefsin hoşuna giden şeyler vardır. Bunlara tutulan bir insan, hiç farkına varmaksızın adım adım aşağıların aşağısına sürüklenir gider.
Şöhret Arzusu