İçeriğe geç

Hayatının her karesini böylesine tefekkür atkılarıyla örgüleyen Peygamber Efendimiz, kendisine atfedilen bir sözde mü’minin sözünün hikmet, sükûtunun da tefekkür olması gerektiği tavsiyesinde bulunur.4 Bu ifadeden mü’minin hâlinin iki hususa bağlandığını görmekteyiz. Bir; mü’min konuştuğu zaman mutlaka belli bir hikmet, maslahat ve hayır gözeterek konuşur. İki; konuşulacak mevzuda böylesi bir hikmet ve hayır söz konusu değilse o zaman mü’min sükûtu tercih eder. Ancak onun bu sükûtu boş boş, tembel tembel durma şeklinde anlaşılmamalıdır. O, sükûtîliğine bir anlamda uhrevîlik boyası çalar, tefekkür etmesi gereken meseleleri düşünür ve neticede onu bir tefekkür zemini hâline getirir. Bu sebeple diyebiliriz ki tefekkür yörüngeli bir hayat yaşama, kâmil mü’minin mütemadi hâlidir.

İçler Acısı Hâlimiz ve Fikir Çilesi

130