Çünkü hepimizi bekleyen ciddi bir akıbet var. Esved İbn Yezid en-Nehaî’nin mülâhazasıyla diyecek olursak; اَلْأَمْرُ جِدٌّ… اَلْأَمْرُ جِدٌّ“İş bildiğiniz gibi değil; çok ama çok ciddi.”6 Hiçbirimizin kabir azabından kurtulma, hesaba, mizana takılmama, sıratı uçarak geçme, mahşeri güvenle aşma adına bir garantisi yok. O zaman ciddi meseleler karşısında ciddi olmamız gerekmez mi? Öyleyse gelin Allah aşkına, günah ve mâsiyete karşı ciddi bir tavır, ciddi bir duruş sergileyelim ve dilimizde bir vird-i zeban hâlinde sürekli “Allahım, bize günah işlettirme! Ezkaza hataya düşersek hemen tevbeye hidayet eyle. Sürekli tevbe, inâbe, evbe, kurnalarına koşarak arınma yollarına bizi hidayet buyur.” diye dua dua yalvaralım; yalvaralım da tek dakika olsun kirli kalmamaya çalışalım. Gözümüz bakmanın, kulağımız duymanın, ağzımız konuşmanın kirleriyle kirli kalmasın. Hemen tevbe ve istiğfar kurnasıyla arınalım. Her zaman Allah’ın huzuruna çıkacak gibi tertemiz duralım. Nasıl bir büyüğün yanına çıkma öncesinde aynanın karşısına geçip gömleğimizi, kravatımızı düzeltir, birkaç defa ceketimizin yakalarından tutar, omuzlarını düzeltmeye çalışır, kapıya yanaştığımız zaman son bir kere daha kendimizi kontrol ederiz. Aynen öyle de Âlemlerin Sultanı’nın huzuruna düzgün çıkmamız gerekmez mi? Tam kirlendiğin bir anda düşüverirsen, –nitekim ona düşme ve yuvarlanma denir, gitme denmez– bizi tertemiz yaratan, dünyaya fıtrat-ı selim ile insan mahiyetinde gönderen, hayvanlardan ayırıp bizi akıl, fikir ve şuurla serfiraz kılan Allah’a karşı ayıp olmaz mı? Rabbim hepimizi böyle bir ayıpla öte tarafa gitmekten, bütün sırların ortaya saçılıp döküleceği bir günde rezil ü rüsvay olmaktan muhafaza buyursun! Âmin!
Dipnotlar
- 6 Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 2/104.