İçeriğe geç

Daha sonraki dönemlerde ise o mukaddes beldelerin taşıdığı misyonu zılliyet planında farklı beldeler eda etmiştir. Bu noktada Kufe, Şam, Bağdat, Kahire, Merv, Konya, İstanbul ilk başta akla gelebilecek şehirlerdir. Gerçi bu mevzuda kesin bir şey söylemek mümkün olmasa da, tarihî hâdiseleri süzüp değerlendirmeye tâbi tutunca belli tahminlerde bulunabilir ve mezkur beldelere zılliyet planında Cenâb-ı Hak’ın özel teveccühüne mazhar idarî merkezler nazarıyla bakabiliriz. Evet, Allah (celle celâluhu) değişik yerleri tebcil ve takdir etmek için hususi teveccühte bulunmuş ve onları böyle bir misyonla şerefyâb kılmıştır, diyebiliriz.

Cüz’î İrade ve Bereket

Aynen öyle de, çağımızdaki gönüllüler hareketi için de çekirdek mahiyetinde ilk tekevvünün söz konusu olduğu, ilk açılım ve inkişafın yaşandığı, beş-on insanın ilk defa işe sahip çıktığı; çok önemli hayırlara vesile olmuş, Allah’ın izniyle bugün de hâlâ aynı fonksiyonu eda ettiğine inandığımız ve asla göre zıllin zıllinin zılli (gölgenin gölgesinin gölgesi) diyebileceğimiz mekânlar söz konusudur. Berekete mazhar oldukları anlaşılan bu yerler bugün milletimiz ve insanlık yolunda, çok önemli konumlarda çok önemli hizmetler eda eden insanlara zemin oluşturmuş ve onlara dâyelik yapmıştır. İzmir/Bozyaka ve İstanbul/Altunizade gibi mekânlar bu çerçeve içinde ele alınabilecek yerlerdir. Çünkü bu mekânlar, Allah’ın izniyle, günümüzde dünyanın dört bir tarafında gönüllere taht kuran, takdir edilip alkışlanan eğitim yuvalarına, diyalog hizmetlerine, barış çabalarına ilham kaynağı olup onlara zemin teşkil etmiş, çok önemli açılımlara vesile olmuştur.

Şimdi bu noktada durup sorunuzun ikinci kısmına cevap teşkil edebilecek bir hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum:

246