Beyan Sultanı (aleyhi ekmelüttehâyâ) “Melekler, ilim tâlibinden öyle memnun olurlar ki, onun önünde kanatlarını yerlere sererler.” buyurmaktadır. Kur’ân-ı Kerim’de, meleklerin, yaptıkları vazifelere göre, nuranî mahiyetlerine uygun ikişer, üçer, dörder kanatları olduğu bildirilmektedir.6 Ne var ki, gayb âleminden olan, maddî kesafetten soyutlanmış bulunan ve mahiyeti insanlar için meçhul kalan melekleri kuşlar gibi kanatlı varlıklar şeklinde tasavvur etmek yanlıştır. Her ne kadar, biz, meleklerin kısa sürede çok uzun mesafeleri kat’ etmelerini, bir anda birkaç yerde birden bulunmalarını ve bu farklı yerlerdeki akislerini kanatlarına bağlasak da, meseleyi içinde bulunduğumuz maddî âlemin ölçüleriyle değerlendirmemiz ve bazılarının melekleri kuş şeklinde tasavvur ettikleri gibi, onlara değişik şekiller biçmemiz kat’iyen doğru değildir. Allah Teâlâ melekleri bizim görebileceğimiz şekilde yaratmadığından ve onların yapılarına dair Kur’ân-ı Kerim’de açık bilgi vermediğinden dolayı, bu konuya ihtiyatlı yaklaşmamız gerekmektedir.
Gerçi, hadis-i şeriflerde, Miraç Şehsuvarı Efendimiz’in, Hazreti Cebrâil’i kendi şekliyle iki kez gördüğü ve onun altı yüz kanadı ile ufku doldurduğu7 anlatılmaktadır; fakat, bu ifadelerdeki altı yüz sayısı kesretten kinayedir, çokluk ifade etmek içindir. Söz konusu kanatlar da, Cebrâil (aleyhisselâm)’ın mahiyetindeki derinlikleri ve iç içe buudları temsil etmektedir. Dolayısıyla, hadis-i şerifler, Vahiy Meleğinin kanatlarını nazara vermekten ziyade, Allah Resûlü’nün Cibrîl-i Emin’i bütün buud ve derinlikleriyle, melekî enginlikleriyle gördüğünü belirtmektedir.
Dipnotlar
- 6 Bkz.: Fâtır sûresi, 35/1.
- 7 Buhârî, bed’u’l-halk 7; Müslim, îmân 280.