Allahu a’lem, öbür âlemde, belki mizanın başında, belki Sırat’ın üzerinde, belki de Cennet’in önünde âbid ile âlim de karşı karşıya gelecekler ve birbirlerine yol verip öncelik hakkı tanıyacaklardır. Âlimler, tabiatlarına mal olan tevazularıyla, “Siz hayatınızı ibadet ü taatle geçirdiniz, günlerinizi hep namazla, oruçla, hayr u hasenâtla değerlendirdiniz. Burada öncelik hakkı sizindir.” diyecekler. Fakat, âbidler hemen geriye çekilip, “Evet, biz çok ibadet ettik; kıyamda durmaktan dolayı ayaklarımız şişerdi, oruç sebebiyle rengimiz sararıp solardı. Neticede, Cenâb-ı Hak, bize ulvî âlemlerde seyahat imkânı verdi, menzil üstüne menzil bahşetti. Fakat, biz ibadetlerin keyfiyetini de, onların değerlerini de hep sizden öğrendik. Sonunda tahtlarımızı kurduğumuz burçlara da sizin rehberliğiniz sayesinde varıp ulaştık. Allah sizi dünyada öncü kıldı, burada da öncelik size aittir; buyurunuz, biz yine sizi takip edeceğiz!” karşılığını vereceklerdir. Dolayısıyla, Peygamber Efendimiz’in ifade buyurduğu o fâikiyet ötede de Cennet’e önce girme şeklinde tecellî edecektir.