İçeriğe geç

İmam Birgivî’nin “Tarikat-ıMuhammediye” isimli kitabına “Berika” adıyla bir şerh yazmış olan İmam Hadimî, ya kendi başından geçen veya başkasından naklettiği misalî bir mahkeme hâdisesini anlatır. Hâdiseyi yaşayan insan her kimse, onu, “hakkında şikâyet var” diye mahkemeye çağırırlar. Mahkeme salonunda, bir köşeye büzülmüş, pusmuş, acayip kılıklı, tanımadığı birini görür. O tuhaf davacı, “Bu zat, benim hakkımı vermiyor; yemiyor, içmiyor, yatmıyor” diye şikâyetlerini sıralayınca, davalı, onun kendi nefsi olduğunu anlar. Mahkeme heyeti, “Bu senden şikayet ediyor; tabiatını ve genel durumunu hiç hesaba katmadan, kendi kafana göre onu bazı şeylere zorluyormuşsun” mânâsına gelen sözlerle dava konusunu açıklığa kavuşturur. O zat, “Fakat, beni Allah’ın yolundan alıkoymaya çalışan, sürekli günahlara çağıran ve âdeta helâkimi hazırlayan budur, nefsimdir.” diyerek savunmasını yapar ve mahkemeyi kazanır. Gerçi, şikâyet etmek nefsin şiarıdır; onun heva ve heves yörüngeli şikâyetlerine kulak vermemek gerekir. Ne var ki, ona karşı muamelelerde de insafı elden bırakmamak esas olmalıdır.

483