İçeriğe geç

Bu kaymaların başında, konsantrasyon eksikliği gelir. Zihin ve kalb dağınıklığı yaşayan bir insan birinci dereceden üzerinde durup yoğunlaşması gereken meselelere dahi konsantre olamaz; en hayatî mevzulara bile teksîf-i nazar edemez. Kalbî hayatı adına dağılan bir kimse, hiçbir mevzu üzerine dikkatini toplayamaz; çünkü konsantrasyon, dağınıklığa tahammülü olmayan bir konudur. Bakışı bir noktaya yoğunlaştırmak o kadar önemlidir ki, Bediüzzaman Hazretleri, bir cama bile teksîf-i nazar edilse, zamanla âlem-i misale karşı hayalde bir pencere açılacağını, o aynada çok garâibin müşâhede edileceğini söyler ve aslında “aynada değil, belki aynaya olan dikkat-i nazar vasıtasıyla, aynanın haricinde hayale bir pencere açılmış”6 olduğunu ifade eder. Evet, siz de deneseniz, bakışınızı herhangi bir cisim üzerine kilitleseniz, misal âlemine kapılar açıldığını görebilirsiniz. Ne var ki, kalb ve zihin dağınıklığı, en önemli gaye-i hayal olan Allah rızasına dikkat kesilmeye bile manidir ve insanı, tevcîh-i nazar etmesi gereken böyle bir hedeften dahi uzaklaştırır.

Diğer taraftan, zihin kirliliği insanı mâlâyâniyâtta gezdirir; mâilihülyâ içinde dolaştırır ve onun saniyelerini, dakikalarını, saatlerini ve bütün zamanını çalıp götürür. İnsan, faydalı şeyler okuyup güzel hayallere dalacağına, güzel görüp güzel düşüneceğine, uhrevî hayatı ve Allah’la münasebeti adına dolup dolup boşalarak zevk-i ruhanîler içinde dolaşacağına, zihni kirlenir ve kalbi dağılırsa, boş hülyalarla vakit geçirir, zamanını heder eder; duygu ve düşünceleri hesabına da çok büyük inhiraflara düşer.

216