İçeriğe geç

Sıdk konusundaki hassasiyetiyle hüsnümisal olan Abdullah İbn Mes’ud Hazretleri hadis rivayet ederken tir tir titrermiş. Peygamber Efendimiz’in mübarek beyanlarını naklederken o kadar titiz davranırmış ki, heyecandan âdeta bütün vücudu ürperir ve alnından boncuk boncuk terler akarmış.22 Meselâ, herkes tarafından bilinen “Bir günahtan tevbe eden, onu hiç işlememiş gibidir.” mealindeki hadis-i şerifi söylerken bile birkaç defa ileri gider, geri gelir, ellerini ovuşturur; لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ der, o sözü eksiksiz ve ziyadesiz aktarabilmek için âdeta göbeğini çatlatır ve sonunda da yine “Allahu a’lem” kaydını düşermiş. Talebelerinden biri der ki, “Bir sene boyunca İbn Mes’ud Hazretleri’nin yanında kaldığım hâlde, onun bir kere bile ‘Resûlullah buyurdu ki’ dediğini duymadım.”23

İşte böyle bir hassasiyete de isterseniz “dil iffeti” diyebilirsiniz. Adına ne derseniz deyin, söylediğiniz sözlerin vâkıa mutabık olması ve Allah ilmindeki hakikate, yani, o meselenin mahiyet-i nefsü’l-emriyesine denk düşmesi de iffetin diğer bir parçasıdır. İnsan, iffet ve hayâ perdesini yırtmamak için doğrulukta temrin yapa yapa hilâf-ı vâkî beyanlara da bütün bütün kapanmalı ve yalanın gölgesine bile yaklaşmamalıdır.

“Hortumlama”

473