Amel ve ücret, sa’y ve sermaye konusu, sosyal ihtilaller tarihine girmiş çok önemli bir meseledir. Nitekim; Bediüzzaman Hazretleri, “Şu âlemin ihtilâli nedir?” sorusuna “Sa’yin sermaye ile mücadelesidir.”1 diye cevap vermiştir. Zenginlerin, ücret mukâbilinde fakirleri kendilerine hizmetçi yapmalarının, yani, sermaye sahiplerinin ehl-i sa’yi ve ameleyi küçük bir ücrete mukâbil istihdam etmelerinin büyük ihtilallere sebebiyet verdiğine dikkat çekmiştir. Evet, sosyalistlik ve Bolşeviklik suretinde, önce Rusya’yı perişan eden, sonra da bütün dünyaya yayılan emek-sermaye kavgası zengin-fakir arasına öyle bir kin ve nefret sokmuştur ki, sabahtan akşama kadar on kuruşluk bir ücret için çalışıp didinen fakir insanların kalbine, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazanan sermaye sahiplerine karşı kin duygusu yerleşmiş, her yerde halk ayaklanmaları baş göstermiş ve bu şekilde başlayıp devam eden sınıf kavgaları senelerce sürmüştür.
İslâm toplumunda ecirlerin sömürülmesi mümkün değildir. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücretin tam olarak ve zamanında ödenmesi dinimizin çok önem verdiği bir husustur. İslâm, işçiyi korumak amacıyla sermaye sahiplerine bazı emir ve yasaklar getirmiş; meselâ Kur’ân-ı Kerim “Ölçü ve tartıyı tam yapın. İnsanlara mal ve ücretlerini eksik vermeyin.”2 buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de, iş sözleşmesinde ücretin miktarının belirlenmesini3ve bir işçinin daha teri kurumadan ücretinin ödenmesini emretmiştir.4
Dipnotlar
- 1 Bediüzzaman, Âsâr-ı Bedîiyye (Rumûz) s.80.
- 2 A’râf sûresi, 7/85.
- 3 Bkz.: Nesâî, eymân 44.
- 4 Bkz.: İbn Mâce, rühûn 4; et-Taberânî, el-Mu’cemü’s-sağîr 1/43.