İçeriğe geç

Evet, ihlâs, yapılan bir işte sırf Hakk’ın rızasını talep etmek; dolayısıyla da, riya ve süm’aya, görsünler ve desinler mülâhazalarına girmemek ve ibadetlerde dünyevî bir hedef gözetmemektir. İşte, ancak bu esasa dikkat edilerek ortaya konan bir amel Allah indinde makbuldür. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “Bir dirhem ihlâslı amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır.”2 Öyleyse, bir insanın, sabah namazını cemaatle kılmaya devam etmesi neticesinde, kalbinden diline uzanan hikmet kanalından âdeta “mâ-i zülâl” yudumlaması ve onu başkalarına da tattırması için ilk şart ihlâstır.

“İkâme”nin Mânâsı

İkinci şart ise; bütün esaslarına uyarak, rükünlerini eksiksiz yerine getirerek, murad-ı ilâhîde mahiyeti ne ise işte o şekilde ortaya koyarak namazı tastamam eda etmektir. Cenâb-ı Hak, neye namaz demiş ve Resûl-i Ekrem Efendimiz vasıtasıyla namazı ne şekilde talim etmişse, yani, ilm-i ilâhîde şekillenen namaz ne ise, onu o şekilde yapıp ortaya koymaktır. Haddizatında, Kur’ân-ı Kerim’in pek çok âyetinde ve hadis-i şeriflerde namaz kılmayı ifade sadedinde “ikâme” tabiri kullanılmıştır. İkâme, İşarâtü’l-İ’câz’da da belirtildiği üzere, “namazda lâzım olan tadil-i erkâna riayet etmek; ibadetin özündeki müdavemet ve muhafaza mânâlarını gözetmektir.” Yani, namazın bütün rükünlerini ve esaslarını usûlüne uygunca yerine getirmek, onu matlaşmaya ve renk atmaya maruz bırakmadan hep ilk günkü neşve içerisinde devam ettirmeye çalışmaktır.

340