Sıla-i rahime gelince, o, akraba ve yakınları ziyaret etme, hâl ve hatırlarını sorma, gönüllerini alma ve alâkayı koparmama demektir. Peygamber Efendimiz’in Cennet’e girmeye vesile olan amellerden biri saydığı sıla-i rahimin, âyet ve hadislerde, namaz, zekât gibi farz ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi onun dinimizdeki önemini göstermektedir. Kur’ân-ı Kerim, “Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının.” mealindeki âyeti-i kerimede olduğu gibi sarih ya da pek çok ilâhî beyandaki imalarla sıla-i rahimi nazara vermiştir. Resûl-i Ekrem Efendimiz de, “Akrabalık, Arş’ta asılıdır. ‘Beni gözeteni Allah gözetsin; beni terk edeni Allah terk etsin’ der durur.” buyurmuş; bir başka defa, “Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır.” demiş ve “Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse Cennet’e giremez.” tehditkâr ifadesiyle mü’minleri ikaz etmiştir. İslâm âlimleri, bu âyet ve hadisleri nazar-ı itibara alarak sıla-i rahimde bulunmanın vacip olduğunu söylemiş ve onun terkedilmesinin büyük günah sayılacağını belirtmişlerdir.
Dipnotlar
- 20Nisâ sûresi, 4/1.
- 21Müslim, birr 17; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 5/217.
- 22İbn Huzeyme, es-Sahîh 37278; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 6/275-276.
- 23Buhârî, edeb 11; Müslim, birr 18-19.