İçeriğe geç

Evet, göz boyama ve el çabukluğuyla insanları aldatma şeklindeki bazı türleri göz önünde bulundurulunca büyü yapan herkes hakkında “küfre girmiş olur” hükmü verilemezse de büyünün her çeşidinin haram olduğunda şüphe yoktur. Allah Resûlü’nün büyüde bir tesir-i hakikî olduğuna inanıp Cenâb-ı Hakk’ın güç ve kuvvetini görmezlikten gelmeye, büyüyü ticarî bir iş edinmeye ve insanların mâneviyat boşluklarını onunla doldurmaya çalışmaya küfür nazarıyla baktığı da aşikârdır.

Hususiyle bazı çevreler, bu türlü metafizik mülâhazaları dinin yerine koymaktadırlar. Yogayı, meditasyonu, illüzyonu ve fizik ötesiyle alâkalı ruhî tecrübeleri dine karşı bir alternatif olarak takdim etmektedirler. Din sayesinde ulaşılabilen huzura, saadete ve bir kısım fevkaladeliklere, bu yollarla da ulaşılabileceğini iddia ve ilân ederek, insanları dinden soğutup yogaya, meditasyona ve hiçbir sağlam temele dayanmayan ruhî tecrübelere sevk etmekte ve dinin yerine başka metafizik mülâhazaları ikame etmeye çalışmaktadırlar. Şayet, insanların nazarında farklılık arz eden ve onlara ilk bakışta harikulâde gibi görünen bazı hâl ve hareketlere ulaşabilirlerse, onlarla caka yapmakta, fevkalâdeden varlıklar gibi arz-ı endam etmekte ve –açıktan açığa söylemeseler bile– kendilerini peygamber yerine koymaktadırlar. Yogaizmden mistisizme, meditasyondan bir kısım batıl tarikatların ayinlerine kadar çok geniş bir alanda bu türlü sapıklıkları görmek mümkündür.

40