İçeriğe geç

Allah Resûlü’nün afv u safh ve müsamahasına bir misal de Abdullah İbn Übeyy İbn Selül’e karşı olan tavır ve davranışlarıdır. Bildiğiniz gibi, o bir münafıktı, hatta münafıkların başıydı. İfk hâdisesi gibi pek çok fitnede onun parmağı vardı. Fakat oğlu Abdullah çok güzel bir mü’mindi. Bir gün bu nezih oğul, Peygamber Efendimiz’e gelerek “Ey Allah’ın Resûlü, kulağıma geldiğine göre, babam Abdullah İbn Übeyy’i öldürtecekmişsiniz. Allah’a yemin ederim, Hazrec kabilesi içinde benden daha fazla babasına hürmet eden bir kişi yoktur. Eğer kararınızı vermişseniz, bana emredin de, onu ben öldüreyim. Çünkü korkarım ki, babamı başkası öldürürse, babamın katili halkın arasında gezerken nefsim beni rahat bırakmaz ve onu öldürmem hususunda benimle uğraşır. Böylece bir mü’mini bir kâfir yerine öldürmüş olurum ve Cehennem’e müstahak hâle gelirim!” demişti. Peygamber Efendimiz de ona, “Hayır, biz babana merhamet ederiz. Bizimle beraber kaldığı müddetçe ona ihsanda bulunuruz.”18 buyurmuştu. Ve Allah Resûlü, Abdullah İbn Übeyy’in münafık olduğunu bildiği hâlde onun cenazesine iştirak etmiş; oğlu Abdullah’ın ısrarı üzerine kabri başında onun için mağfiret talebinde bulunacağı sırada “Kâfir olarak ölüp Cehennemlik olduklarıkendilerine belli olduktan sonra, akraba bile olsalar, müşriklerin affedilmelerini istemek, Peygamberin de, mü’minlerin de yapacağı bir iş değildir.”19 mealindeki âyet-i kerime nazil olmuş ve ondan sonra Peygamber Efendimiz müşrik ve münafıkların cenaze namazlarını kılmadığı gibi onlar için istiğfarda da bulunmamıştır. Bununla beraber, o gün sırtındaki temiz gömleğini çıkarıp Abdullah İbn Übeyy’in oğluna vermiş ve “Bunu babana kefen olarak giydir.” demiştir.20

Allah Düşmanını Affedemezsin!

14