Son bir hususu daha hatırlatmakta fayda var: İnsan, yeme-içme, yatıp kalkma gibi âdetleri Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) Efendimiz’e ittiba mülâhazasıyla yaparsa o âdetler de ibadet hükmünü alır. Efendimiz’i anma ve bazı şeyleri o yapıyor diye ve onun yaptığı gibi yapma da neticede Allah’ı anmaya dayanır. Efendimiz’i niye anarız Çünkü, O Allah’ın elçisidir. Hem O büyük bir elçi de değil, en büyük elçidir. Gelen bütün elçiler büyük elçilerdir; O ise, en büyük elçidir. Bir elçi kim tarafından gönderilmiş ise, onu temsil eder. Büyük elçiler kendi ülkelerinin cumhurbaşkanını temsil ederler. Reîs-i âlem, Mâlik-i âlem, Hâlık-ı âlem Allah Teâlâ, Peygamberimizi bu dünya memleketine bir elçi olarak göndermiş mi, göndermemiş mi? Kimin halifesi ve kimin elçisi o zaman? Kimi temsil ediyor? Tabiî ki, Allah’ın elçisi ve O’nu temsil ediyor. Öyleyse, O’na karşı bir hakaret de, bir tâzim de Allah’a râcî olur. Bu açıdan Efendimiz’i anma da Allah’ı anma demektir. O’na salât u selâm getirme ve O’nun bir sünnetini uygulama da Allah’ı zikretme mânâsına gelir.