Sahabe mesleğinde, velilik de sahabe veliliği türünden olmalıdır. Vilâyet-i kübrâ da denen böyle bir azamî vilâyette çok harikulâde haller olmayabilir. Nitekim, sahabe efendilerimize ait bildiğimiz harikulâde haller çok azdır ama onların imanları pek kavidir. Azamî vilâyetin temsilcileri, Kur’ân’ın rehberliği altında yürür, ilim yörüngeli hareket eder ve mârifet kanatlarıyla vuslat ararlar. Onlar, zevk, vecd ve keşiflere başkaları kadar değer vermezler; his, arzu ve beklentilerini asla öne çıkarmazlar. Onların davranışlarında Allah’a iman nümayandır ve ihsan şuuru hakimdir. Bütün tavır, hal ve hareketlerinde Allah’a olan inanç ve itimatlarını okumak mümkündür.
İşte, avam için asgarî takva, asgarî zühd, asgarî ihlâs ve asgarî vilâyet birer kurtuluş vesilesi olsa da, i’lâ-yı kelimetullah vazifesini omuzlananların bütün bunların azamî derecelerini hedeflemeleri gerekir. Bununla beraber, onlar, olmalıdırlar ama görünmemelidirler. Büyük velilerin arasına girmeye liyakat kazansalar bile insanlardan bir insan olarak, düz bir kul gibi davranmalı; asla farklılık ve fâikiyet mülâhazalarına girmemelidirler.
Derin Ol, Sığ Görün!