İçeriğe geç

Meselenin bir diğer yanı da şudur: Bir mefkûre insanı, sürekli Cenâb-ı Hakk’ın değişik zamanlarda ihsan ettiği fırsatları kollar. Eline geçen her fırsatı O’nun hesabına değerlendirir. Meselâ, “Namazı hakkıyla eda etme şuurunu canlandıralım; zihinlere tevhid düşüncesini yerleştirelim; nazarları ahirete tevcih edelim.” mülâhazalarıyla sabahlar akşamlar. Bakar ki, insanları sadece bir kısım kanunlarla ve bazı kaidelerle hizaya getirmek çok da mümkün olmuyor. Çocuklara, gönüllerini yumuşatacak, onları kanatlandırıp uçuracak şeyler veremiyoruz. Delikanlıların irade zimamını çekip onları fenalıklardan alıkoyamıyoruz. Ümitsizlik ve inkisar içinde kıvranan ve ömrünün sonunu hep abûs bir çehreyle geçiren yaşlılara bir ümit ve inşirah vesilesi sunamıyoruz. Öyleyse, çocuğu, genci ve yaşlısıyla bütün insanlara inşirah verecek bir vesile mutlaka bulunmalı… İşte, mefkûre insanı bu mülâhazalarla dolar ve herkesi o aranan vesileye, yani, Allah’a mülâkî olacakları bir güne inanmaya çağırır.

100