Daha sonra Allah Teâlâ, إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْئًاHani (o gün) çokluğunuz, içinizde bir beğenme hissi hâsıl etmişti; ama bu, size hiçbir yarar sağlamamıştı.” buyuruyor. Öyle ki, o gün, وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ“Bütün genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti.” Aynı ifade başka bir âyet-i kerimede Ka’b İbn Mâlik ve arkadaşları için kullanılmıştır.272 Esasen bu bir idyumdur ve bizim edebiyatımıza da girmiştir. Mesela bir beldede duygu ve düşünceleriniz açısından görmek istediğinizi göremeyip beklediklerinizi bulamayınca, “Burası bana dar geldi.” dersiniz. İşte sahabe-i kiram efendilerimizin Huneyn’deki muvakkat bir sarsıntı anındaki halet-i ruhiyeleri “bütün genişliğine rağmen yeryüzünün onlara dar gelmesi” şeklinde bir ifadeyle anlatılıyor. Ayrıca ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِرِينَ“Sonra da arkanızı dönüp kaçmaya başlamıştınız.” buyrularak işin geldiği noktaya dikkat çekiliyor.
Fakat bütün bunlara rağmen bir sonraki âyette ifade edildiği üzere Cenâb-ı Hak, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve sahabe-i kiramın üzerine sekine indiriyor. Bunun üzerine onlar, gönülden bir nedamet yaşıyor, yeniden derlenip toparlanıyor ve Allah’ın izni ve inayetiyle muzaffer oluyorlardı.
Zafer Sarhoşluğuyla Gelen Baş Dönmeleri