Evet, asıl mesele, Allah’ı yürekten duymak ve O’nun mârifetini varlığımızın asıl gayesi bilmektir. Zira Kur’ân-ı Kerim’e göre bizim yaratılışımızın gayesi, iman-ı billâh, mârifetullah, muhabbetullah ve bir de Cenâb-ı Hakk’ın değişik tecellî dalga boyunda bir lütuf olarak ihsan buyurduğu zevk-i ruhanîdir.2 Eğer Allah yaratılışın gayesi olarak bunu ifade etmişse ve biz de bunu değiştirmişsek, evvelâ kendimizle yüzleşmemiz ve ihmallerimizi gözden geçirmemiz gerekir. Asırlarca yapılmış tahribatı göz önüne alarak tamir edilmesi gerekli olan hususları tamir etmeye çalışmalıyız. Ancak unutulmaması gerekir ki, iç içe yaşanan bu korkunç deformasyonları formuna koyma ve kendi şekline irca etme meselesi hemen, birdenbire olacak bir iş değildir. Hazreti Pîr, asırlardan beri rehnedâr olan bir kalenin tamir edilmeye çalışıldığını ifade ediyor.3 Siz, Allah’a iman meselesinin sarsılmasından alın da, anne babaya karşı saygısızlığa, anne-babaların bakım yuvalarına atılmasına, ailenin içindeki genel nizam ve ahengin bozulmasına kadar o kadar çok değerleri ayaklarımızın altına almışız ki, bütün bunların tamir edilmesi belki bir asır ister. Cenâb-ı Hak daha kısa bir dönem içinde bu neticeyi lütfedebilir. Bu, O’nun ekstra bir lütfu olur. Biz O’nun rahmetinin enginliğinden böyle bir lütfu bekleriz. Fakat realite planında işin tabiatının böyle bir zamana vâbeste olduğu unutulmamalıdır.
Yeni Bir Dip Dalga ile Kur’ân’ı Anlama
Dipnotlar
- 2 Bkz.: Zâriyât sûresi, 51/56.
- 3 Bkz.: Bediüzzaman, Şuâlar s.166-167 (Yedinci Şuâ, İkinci Bab).