İçeriğe geç

Meselâ toplumdaki belli problemleri halletmenin önemli bir yolu, bir kurum veya müesseseyi temsil edenlerin, yani başta bulunan idarecilerin, سَيِّدُ الْقَوْمِ خَادِمُهُمْ“Bir topluluğun efendisi, onlara hizmet edendir.”2 hadis-i şerifiyle ortaya konan düsturu bir hizmet felsefesi olarak benimsemeleridir. Evet, hizmet eden insanlarla beraber hizmete iştirak etme, Efendiler Efendisi’nin (aleyhissalâtü vesselâm) yüce bir ahlâkıdır. Öyle ki, O Sultan-ı Enbiya, bir sefere çıkıldığında, yemek hazırlamak üzere herkes bir işin ucundan tutarken, yıldızların kaldırım taşı gibi ayaklarının altına serildiği, varlığın ille-i gaiyesi, kâinatın medar-ı iftiharı O Zat da odun toplama vazifesini üstlenerek sahabe efendilerimizin yaptığı işe iştirak ediyordu.3 “Üsve-i hasene”4 olan Efendimiz’in yolu bu ise, o hâlde bilmemiz gerekir ki, bizim amirlik yaparak, dayatmacı tavırlar içine girerek, zoraki tavziflerde bulunarak bir sonuca varmamız mümkün değildir. Bundan dolayı, bir idareci en başta kendisi yapılması gerekli olan işleri yapmalı ve böylece yanında çalışan insanları harekete geçirip onları da o işi yapmaya teşvik etmelidir.

12