İçeriğe geç
“Bulduğumu Sende buldum,
Bâtıl şeylerden kurtuldum;
Gelip kapında kul oldum;
Rabbim Sana döndüm yüzüm!”

der, bütün mâsivâyı ayağının altına alır; kalbiyle, kalıbıyla hakikî tevhid eksenine yönelerek Hakk’ın azametine yakışır bir tebettül tavrı sergiler ve çevresine:

“Gel sen de tebettül kıl, ten mahbesinden kurtul
Nefs ü hevâyı bırak, yalnız Allah’a kul ol”

diyerek hep tebtîl soluklar.

Burada, bir kısım mutasavvıfînce tebettül güzergâhıyla alâkalı görülen “tebeddül” kelimesinin ihtiva ettiği hususlara da işaret etmenin yararlı olacağını düşünüyorum:

Değişme, başkalaşma, daha farklı hüviyetlere bürünerek kemâle yürüme; duygu, düşünce, ihsas ve ihtisas açısından farklılaşma mânâlarına gelen tebeddül, bazı sofîlerce, iradî olarak tefekkür, tedebbür ve tezekkürle ya da ekstra bir kısım mevâhib ve mevâridle hayvaniyetten çıkma, cismaniyet tesirini aşma, kalb ve ruh yörüngesinde seyahat cehd ü gayretiyle melekûtî bir değişim ve dönüşüm şeklinde yorumlanmıştır.

198