İçeriğe geç

Bu ufuk etrafında dolaşıp duran bir ruh her nefes alışverişinde “Allah” der ve “Hû” ile soluklanır; soluklanır ve hayatının her saniye ve salisesinde İsmail Hakkı gibi sürekli:

“Menba-ı ayni’l-hayat, cism ü cândır zikr-i Hû,
Çeşm-i feyzi’l-cinân-ı câvidandır zikr-i Hû.
On sekiz bin âleme ‘Hû’dur tecellî eyleyen,
Can gözü açık herkese armağandır zikr-i Hû.
Cevher-i esrar, mânâ-i maden-i ‘Hû’dan çıkar,
Ârif-i billâh olan bilir ne şândır zikr-i Hû.
Nakd-i ömrün rûz u şeb ‘Hû’ zikrine sarf eyle kim,
Devlet-i kâmil, yârân-ı cihândır zikr-i Hû.
……………………………
Âfitâb-ı zikr-i Hak’tır dilleri pürnûr eden
Hakkıyâ her zerreye vird-i zebandır zikr-i Hû”

der, “Hû” ile nefes alır verir.

163